Puanlar.net Hoşgeldiniz, 24 Haziran 2018

Etkili Okumayı Engelleyen Etkenler – Psikolojik Engeller

Etkili Okumayı Engelleyen Etkenler – Psikolojik Engeller

2. PSİKOLOJİK ENGELLER

Psikolojik engellerin başında dikkatin metnin üzerinde yoğunlaşmaması gelmektedir. Okumasırasında zihin zaman zaman konu ile ilgili olmayan birtakım sorunlara takılarak metinden uzaklaşır. Dikkatin konu üzerinde yoğunlaştırılması birtakım çalışmalarla geliştirilen bir alışkanlıktır.

a. Konsantre olamama: Kimi okuyucular okuma isteği duymalarına rağmen, bilinçli okuyucu olmadıklarından ya da kendilerini metne tam veremediklerinden, ellerine aldıkları kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra okumayı bırakmaktadırlar. Kimileri ise okumaya başlamakta istekli olmalarına rağmen konuyla ilgisi olmayan hayallere ya da iç konuşmalara dalmakta, bir süre sonra da okumadan uzaklaşmaktadırlar. Bu sorun, üzerine gidilmezse zamanla kronikleşir ve okuma isteğine ket vurur. Oysa anlama eylemi dikkatin azami ölçüde konu üzerinde yoğunlaşması ile gerçekleşebilir. Söz gelişi zamanla sınırlı birtakım ilerin tamamlanmasını son anlara bırakmamıza rağmen, sıkıştığımızda beklenmedik çözüm yolları bulduğumuz çok olmuştur. Yine sıkıştığımız anlarda daha güzel çözüm yolları bulduğumuz sıklıkla görülen durumlardandır. Demek ki dikkatsizlik motivasyon eksikliğinden gelmektedir.

b. Pasif okuma: Konuşma sırasında bazen hayallere dalar, karşımızdaki kişi ile geçici bir kopukluk yaşarız. Bu aralıklı iletişim kopuklukları bilinçli olarak yapılan davranışlar değildir. Çok kısa sürdüğü için çoğu kez konuşmayan kişi fark etmeyebilir. Belki de o anda konuşan kişiye bakar göründüğümüz halde içimizde canlandırdığımız bir kişiyle konuşuruz. Aynı durum okuma sırasında da olabilir. Okuma sırasındaki iç konuşmalar, hayal kurmalar bizi elimizdeki metinden uzaklaştırır.

Bu sorun dikkati geliştiren birtakım alıştırmalarla giderilebilir. Öncelikle isteksiz ve dikkatsizken kendimizi okumaya zorlamamalı, ikinci olarak okumadaki amacımızı önceden belirleyip o amacı sürekli canlı tutmalıyız. Bunu da yeri geldikçe kendimize konu ile ilgili sorular sorarak gerçekleştirebiliriz.

c. Bilgi ve sözcük zayıflığı: Anlamayı güçleştiren sebeplerden birisi de bilgi ve sözcük dağarcığı bakımından yetersiz olmaktır. Dil zenginliği, hayatın her safhasında iletişimi kolaylaştıran hususlardandır. İnsanların kültür düzeyleri, kullandıkları sözcüklerle kendini ele verir. Hatta telefonda ilk kez görüşülen birisinin konuşmasından ve kullandığı sözcüklerden eğitim düzeyini, zekâsının kıvraklığını, sosyal durumunu sezmek mümkündür.

d. Okurken hayal kurduracak ortamdan sakınmak: Okuma sırasında hayal kurmamak gerekir. Edebî metinler okunurken kurulan hayaller bu tarz okumanın gereğidir. Ancak araştırma ve incelemeyi gerektiren çalışmalarda okuru hayale sevk edecek ve metinden uzaklaştıracak ortam ve unsurlardan uzak durmak lâzımdır. Hayal kurduracak yahut çağrışım yaptıracak nesneleri çalışma ortamından uzaklaştırmak gereklidir. Bu nesneler okura çağrışım yaptırarak onu asıl metinden uzaklaştırırlar. Yine acıları, zevkleri veya eğlenme arzusunu kamçılayan müzikten de uzak durmak yerinde olur.

e. Dikkatsizlik yahut dalgınlık: Sorun, her şeyden önce okuyucunun kendisini okumanın gereğine inandırması ve konu dışı düşüncelere ilgi duymamasıyla aşılabilir. Bu tavır, görüşmek istemediğimiz telefona çıkmamaya benzer. İkinci aşamada öncelik sırasına göre okunacak kitaplar tespit edilmeli, sonra kısa okuma süreleri oluşturulmalıdır.

f. Fikirlerin tekrarı: Dikkati dağıtan hususların başında zihne gelen fikirlerin tekrarlanmasıdır. Bu fikirler bilinçaltının sürekli hatırlatmasıyla okumaya olan konsantrasyonumuzu bozar. Böylece okumamız sürekli bölünmüş olur. Bunu önlemenin yolu, ya okumayı bırakıp mevcut sorunu çözdükten sonra okumaya devam etmek, ya da bir kâğıda not alıp unutmadığımız konusunda bilinçaltını ikna etmektir.

g. Duygusal sorunlar: Can sıkıntısı, duygusal sorunlar, güvensizlik duygusu, uykusuzluk, kötü beslenme, okumaya karşı ilgisizlik, beklentilere cevap alamama duygusu, zamanın uygunsuzluğu vb. kişisel nedenler de okumaya yoğunlaşmayı engeller.

Bu sorunu okuyucunun kendini okumaya motive etmesi, örnek olabilecek kişileri göz önünde bulundurması ve kendini bu konuda ikna etmesiyle kısmen çözmek mümkündür.

h. Okuma esnasında bir şeyler yemek-içmek: Okuma esnasında alınan yiyecek ve içecekler, evdeki bireylerin konuşması, televizyon, okunan metin üzerine yoğunlaşmayı engellemektedir. Bunun önüne geçmenin tek yolu da kendimizi okuduğumuz metne vermek, ya sakin bir yere çekilmek, ya da evin bireylerini müşterek bir okuma saati konusunda ikna etmektir.

ı. İrade zayıflığı: Zaman zaman bazı davranışları yapmamız gerektiğine inanmamıza rağmen, içimizdeki ikinci ben’ e söz geçiremediğimizden dolayı, bu isteğimizi bir türlü gerçekleştiremeyiz. Söz gelişi zayıflamamızın gerekli olduğunu, bunun da yağlı ve unlu besinlerden kaçınmakla gerçekleşeceğini bilmemize rağmen bu arzumuzu bir türlü yerine getiremeyiz. Bunun için yaptıklarımız ve yapacaklarımızı karşılaştırmamız yeterli olacaktır. Yaptıklarımıza oranla yapacaklarımızın çokluğu bu konudaki başarısızlığımızın en açık kanıtıdır. İç disiplin eksikliğini okurun okumakla elde edeceği kazançlar konusunda kendini inandırmasıyla, yani sağlam bir iradeyle ve başarı hırsıyla telâfi etmek mümkündür. Kütüphaneden yahut bir arkadaştan kısa süreli bir kitap alıp onu zamanında bitirmeye kendimizi mecbur etmek, yahut bir konuşma metni hazırlamak için sınırlı bir süre ayırmak ve o süre içinde ne kadar kaynak tarayabileceğimizi ölçmek, içimizdeki isyankâr ben’i kontrol etmek için uygulanabilecek yöntemlerden birkaçıdır.

j. Gerginlik/ Stres: Okuma isteğini ve eylemini engelleyen faktörlerden birisi de strestir. Stres gerilimle ortaya çıkar. Üzerine gidilmezse geçici bir sorun kalıcı bir hâle dönebilir. Böyle anlarda tepkiler de kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Bilinçli okuyucular sorunu ertelemek yahut görmezlikten gelmek yerine onunla savaşmayı tercih ederler. Böylece stresin sebep olacağı zararları da en aza indirir, hata onu bir yönlendirme aracı olarak kullanabilirler. Aksi durumlarda, kişinin engelleri aşma ve sorunları çözme hususunda direnci kırılacağından; kendine güveni azalacak, karar vermekte zorluk çekecek, yalnızlık ve yetersizlik duygusuna kapılacak ve nihayet kendisini zararlı alışkanlıklara kolayca teslim edecektir.

k. Okurken uykunun gelmesi: Kimi insanlar okurken uykularının geldiklerinden şikâyet ederler. Kimileri ise uyumak içinokumayı tercih ederler. Bu bir alışkanlık sorunudur. Uyku sorununu halletmek için yatma ve kalkma saatlerini düzenlemek, uyumakta zorluk çekenler için yatmadan yarım saat yahut bir saat önce kendini uykuya hazırlamak yahut uyku getirmeyen yiyecek ve içecekler yiyip içmek, yatarken zihni aktif düşüncelerden uzaklaştırmak, uyku gelmeden yatmamak, yatakta kitap okumamak gibi önlemler alınabilir.

Çok yemek yemek de okumayı olumsuz yönde etkileyen engellerdendir. Eğer 
ya başlanacaksa yemekten aşırı doymadan kalkmak da yararlı olur.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
WhatsApp
Taban Puanları için tıklayınız.